Takvimler 1998 yılını gösterdiğinde birisi Teksas diğeri de Fas olmak üzere Dünya’ya iki meteor düşmüştü. Dünya dışı cisimleri analiz eden bilim insanları, iki meteorda da yaşamın yapı taşları olan çeşitli mineraller keşfettiler.

Her yıl gezegenimizin yörüngesine binlerce meteor yaklaşıyor, bunlardan bazıları atmosfere girince parçalanıyor ve etkisiz bir şekilde yer yüzüne ulaşmayı başarıyorlar. Uzay boşluğundaki yalnız hayatımız, acaba düşündüğümüz kadar yalnız mı geçiyor? Yoksa bilinmeyen yıldızların yörüngesinde henüz keşfedemediğimiz, yaşam barındıran dünyalar mı var?

1998’de gezegenimize düşen iki gök taşının aslında diğerleri gibi sıradan olmadığını söylesek? Yeni bir araştırmayla ortaya çıkan veriler, bu yabancı cisimlerin yaşam oluşması için gereken tüm malzemeleri içerdiklerini savunuyorlar.

Adeta bir Steven Speilberg filmi gibi olan hikayede meteorlardan birisi, Teksas’ta basketbol oynayan bir çocuğun yakınlarına düştü, diğeri de binlerce kilometre uzaklıktaki Fas’a. Şimdi onları bu kadar özel kılan detaylara geçelim.

Meteorlarda sıvı halde suyun ve sudaki yaşamın oluşması için gereken organik bileşenler bulunuyor. Bu nedenle onların kaynaklarının aynı yer olduğu düşünülüyor. Bilim insanları, bu taşların potansiyel olarak yaşam barındırabilecek bir gezegenden geldiği görüşündeler.

Araştırmanın gerçekleştirildiği kurum olan Open Üniversitesi’nde görevli Queenie Chan, “Gerçekten de yaşamın kökeni ve uzaydaki karmaşık organik bileşiklerin kaynağını bulmak çok önemli. Bu taşlar, sıvı halde su ve organik maddelerin olduğu bir yerden geliyor” açıklamasında bulundu.

"Bizi yabancı hayatın kaynağına götürebilecek organik maddelere bakıyoruz."

Söz konusu organik bileşenler, proteinlerin oluşmaları için gerekli amino asitlerin yanı sıra, karbon, oksijen ve azot açısından da oldukça zengin. Gelişmiş X-Ray ışınları kullanılarak tanımlanan mineraller, bilim camiasında büyük heyecan yarattılar.

Analiz edilen parçalar, insan saçından daha ince bir boyutlarda araştırma altına alındılar. Kesin bir şekilde dünya dışı yaşamın kanıtları olmasalar da umutları tazelemek için büyük kanıt niteliği taşıyorlar. Güneş Sistemimizdeki cüce gezegen olan Ceres gibi, yıldızların yörüngesinde oluşan ve daha öncelerde suya sahip bir okyanus dünyasından geldikleri düşünülüyor.

Peki söz konusu gezegen bu taşları nasıl oluyor da uzaya kadar fırlatıyor? Cevap volkanik faaliyetler.

Örneğin Ceres’deki volkanik faaliyetlerin (Satürn’ün uydusu olan su ve buz cismi Enceladus’taki gibi) bu kayaları yüksek basınçla uzay boşluğuna fırlattığını biliyoruz. Diğer taraftan uzay boşluğundaki manyetik alan seyahatleri sırasında bu taşların, mineral açısından zengin başka cisimlerle de çarpışma olasılıkları var.

Minerallerin yaşlarına bakıldıklarında 4.5 milyar yıl kadar geriye giden bilim insanları, Güneş Sistemimizin henüz oluşmaya başladığı dönemlerden kalma olduklarını da bildirdiler.

Meteorlar hakkında araştırmalar devam ederken ilgili sonuçları görmek için şuraya tıklayabilirsiniz.

9

3

2

1


Bu haberin içeriği hakkındaki bütün sorumluluk sadece Webtekno kurumuna aittir.
DEVAMI
En çok yorumlanan haberler
  • Mevzuya Hakim Olmak İsteyenler İçin Uzun ve Detaylı Bir Anlatımla: Afrin Operasyonu
    Ekşi Şeyler
  • Hakime FETÖ'den 7 yıl hapis
    İHA 2018.01.18
  • Hindistan'dan balistik füze denemesi
    En Son Haber
  • Bakan Kaya, direnişin sembolü Cuneydi'yi kabul etti
    Memurlar
  • TARAFSIZ bağımsız son dakika haberleri
    GÜNDEM 2018.01.19
  • Natsume Söseki’nin modern romanı: Sanşiro
    En Son Haber
  • Bankacılara 'vurgun' gözaltısı
    Www.finansgundem.com
  • Bitcoin'e rahat yok! Yasak yine gündemde!
    Haber7
  • CHP'den Meclis araştırması istemi
    AA
  • Süper Lig'de 18. hafta maçlarını yönetecek hakemler
    En Son Haber
  • Son dakika... Cam filminde son söz Başbakan'da
    Sözcü
  • TARAFSIZ bağımsız son dakika haberleri
    GÜNDEM 2018.01.19
Paylaş: